Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
EmekGüncel

SÖYLEŞİ | Pulverkimya Direnişinden Çağrı: “Dostlarımızı Direniş Etrafında Kenetlenmeye Çağırıyoruz!”

Petrol-İş’in Gebze Şube Başkan Yardımcısı Şivan Kırmızıçiçek ile Anayasa ve Sendikalar Kanunu’nca korunduğu iddia edilen sendikalaşma özgürlüğü kurmacasını ve işçilerin ısrarlı mücadelesiyle işe iade olma talebini konuştuk.

Pulver Kimya’ya bağlı Conta Elastik’te çalışan 3 işçi, Türk-İş’e bağlı Petrol-İş sendikasına üye oldukları gerekçesiyle Ağustos başında işten atılmıştı. İşçilerin talebi, işten atılanların geri alınması ve sendikanın yetkisinin kabul edilmesi.

Pulver Kimya, işleri 24 sene önce Kağıthane’deki fabrikadan Gebze’ye taşıyarak sendikayı işyerine sokmama tavrını göstermişti. Bu girişimini bugünlerde işten atma tehdidi ile gerçekleştirmeye çalıştı. Fakat bu sırada içeride çalışan işçiler, işten atmalar karşısında iş durdurma eylemi gerçekleştirdi.

– Petrol-İş Sendikası üyesi işçilerin direnişinde 1.5 ay geride kalmak üzere ve işçiler direnişe devam ediyor. İşçilerin talepleri neler? Bugüne kadar patronla görüşme oldu mu? Hangi aşamada direniş?

– Yasal uygulamadan bahsettiniz, bu ülkede bir sendikalar yasası var. Bu yasanın tamamı aldatmaca olduğunu söyleyebilirim, çünkü bu yasayı kullandığımız zaman ya da bu yasayı uyguladıkları zaman başlarına neler geldiğini, bunun en güzel örneğini Pulver’de biz görüyoruz. Sendikal bir çalışma başlattık, işveren bu durumdan haberdar olduktan sonra burada öncü 3 işçi arkadaşımızın iş aktini fes etti. Fes ettiği gün tabi biz gerekli tepkiyi gösterdik, kitlesel bir basın açıklamasıyla tepkimizi ortaya koyduk, o günden itibaren direniş çadırımızı kurduk ve fabrika kapısında direniyoruz.

Bugün direnişimizin 42. Günü. Temel hedefimiz hem yasanın uygulanması, aynı zamanda atılan işçi arkadaşlarımız işe geri alınarak toplu iş sözleşmesine (TİS) oturması.

Burası büyük bir işyeri, aynı işverene ait ama içeride üç tane farklı üretim yapan üretim şekli var. Bunlardan bir tanesi Pro Boya Kimya; tozboya üretiyor, Everos bölümü ham madde üretiliyor. Bir de Tionta var, o da pimapenlerin, beyaz eşyaların contalarını üretiyor. Yine sevkiyat ve depo bölümünü Subaşı diye bir şirket adıyla göstermiş. Bakımcıları ayrı bir şirket olan Riva diye bir şirket adı altında göstermiş. Biz bütün bölümlerde gerekli çoğunluğu sağladık, Bakanlığa başvurumuzu yaptık, üç yere yetkimiz geldi. İşveren itiraz etti buna, işte muhtemelen bu hafta içi diğer yetkiler gelecek.

İşveren gelinen noktada bu eylemden sonra yani bu direniş başladıktan sonra işçi çıkartma meselesinden de vazgeçti. İşçi üzerindeki baskıyı da kaldırdı. Herhangi bir saldırısı yok ama şunu söylüyor; “Sizin yasal hakkınız bu, yasal hakkınızı kullandınız, benim de yasal haklarım var, ben de yasal haklarımı kullanacağım.” Tabi kullanmak istediği bu yasal haklar sendikal süreci engellemeye dönük yasalardaki boşluklar.

Ama biz bu yasal süreçleri kesinlikle beklemeyeceğiz. O yasaların demokratik olduğunu biliyoruz, en kısa zamanda arkadaşlarımızın işe alınmasını ve sendikayla masaya oturulmasını talep ediyoruz. Bunun için de buradaki mücadelemizi yükselteceğiz.

Hatta bu işin sonu üretime dokunmaya kadar varacaksa da varsın. Üretimden aldığımız gücümüzü de kullanarak bu taleplerimizi hayata geçirmeyi düşünüyoruz.

“Sendika içeri girecek!”

Direnişte 1.5 aylık süreç geri kaldı, işçilerin morali nasıl?

Üç arkadaşımız evli, bir arkadaşımızın çocuğu lösemi hastası, tedavi görüyor. Yani bir sürü ekonomik sıkıntılarla boğuşan arkadaşlarımız var. Tabi bir şekilde dayanışmayla bu süreci atlatmaya çalışıyoruz.

Arkadaşlarımız ilk günkü gibi kararlılıkla ve inançla mücadelesini sürdürüyorlar. Aslında buradaki mesele sadece arkadaşlarımızın meselesi değil ya da Pulver Kimya’nın meselesi değil. Bunu bir sınıf mücadelesi olarak ele alıyoruz. Dediğimiz gibi devlet işverene bir sürü imtiyaz tanımış, onların sınıfı belli. Gücünü devletten ve devletin anti-demokratik yasalarından alıyorlar ama bizler de gücümüzü işçi sınıfından, sınıf dostlarından alıyoruz.

Dolayısıyla bütün sınııf dostlarını buradaki direniş etrafında biraraya gelmeye, bu direnişi sahiplenmeye çağırıyoruz. Burada mutlak zaferi getirecek olanın da bu olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden dostlarımızı, herkesi dayanışmaya, buradaki direnişi yükseltmeye çağırıyorum.

– Bundan sonraki süreci nasıl planlıyorsunuz? Nasıl bir yol izleceksiniz?  Kamuoyuna ve işçi sınıfına çağrınız nedir?

– Buradaki mücadelemiz büyüyecek. Asla bu direniş çadırımıız kalkmayacak yani sendika içeri girecek. İçerde çalışan arkadaşlarımız toplu sözleşmeli bir çalışma yaşamına kavuşacaklar. Aynı zamanda atılan arkadaşlarımız da eski işlerine geri dönecekler. Bunun içinde ne gerekiyorsa onu yapacağız. Mücadelemizi büyütmek, içerde çalışanların hepsini sendikaya üye yapmak gibi bir hedefimiz var.

Yani beyaz yaka, mavi yaka ayrımı yapmadan herkesi sendika çatısı altında biraraya getirip örgütlü mücadeleyi katmak gibi bir hedefimiz var. Kamuoyuna çağrımızı yukarıda da ifade etmiştim; Bu bir sınıf mücadelesi, bir yanda sermaye sınıfı var, diğer yanda işçi sınıfı. Sermaye sınıfını destekleyen devlet, devletin anti-demokratik yasaları…

Biz de işçi sınıfıyız, işçilerin birliğini tesis etme hedefimiz. Sınıf dostlarımızı bu direniş etrafında kenetlenmeye çağırıyoruz. İşçi sınıfına çağrımız budur. Biz inanıyoruz ki, bu direnişi kazandığımız zaman çevremizde bir sürü örgütsüz işyeri var, onlar da örnek alır. Bu da belki bir ışık olacak diye düşünüyoruz.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu