EmekGüncel

SÖYLEŞİ | “Asla Geri Dönmeyeceğiz Davamızdan!”

Bursa’da devam eden Barutçu Tekstil direniş, dördüncü ayına yaklaşırken Öz İplik-İş Sendikası Örgütleme Uzmanı Serkan Açıcı ve işçilerden Emine Varol ile direniş üzerine bir röportaj yaptık

Bursa’da devam eden Barutçu Tekstil direniş, dördüncü ayına yaklaşırken Öz İplik-İş Sendikası Örgütleme Uzmanı Serkan Açıcı ve işçilerden Emine Varol ile direniş üzerine bir röportaj yaptık. İşçiler de sendika da deprem ve diğer tüm olumsuzluklara rağmen direnişe devam ettiklerini, depremzedelerle dayanışmayı da ihmal etmediklerini vurguladılar.

Direşiniz dört aya ulaşmak üzere ve maalesef bir bölümünde de deprem oldu, bu süreci bize aktarır mısınız?

– Emine (Direnişçi işçi): Depremden dolayı üç hafta alana gelemedik. Direnişimizi yarım bırakmak zorunda kaldık. Çünkü minibüsümüz deprem bölgelerine daha iyi yardım ulaşılması için gönderildi, bütün ilçelerdeki, illerdeki minibüsleri aldılar. Orada insanlar mağdur durumdaydı. Zaten biz de onlar gibi enkazın altında kaldık. Yüreklerimiz hep onlarla beraberdi. Arkadaşlarımızın yakınlarından, ailelerinden yaşamını yitirenler oldu. Buraya gelenler oldu.

Sendikamızla beraber depremzedelere ev bulduk, yerleştirdik, ihtiyaçlarını maddi-manevi karşılamaya çalıştık elimizden geldiği kadar. Alana geldik, zaten bu hafta pazartesi gününden beri alandayız. Ve depremzede arkadaşlarımıza burada örgü örüyoruz. Eldiven, patik, çocuklarımıza atkı, şapka, süveter, kazak örmeye çalışıyoruz. Elimizden geldiği kadar bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yani hayat devam ediyor gördüğünüz gibi. Biz de burada bir mücadele veriyorduk, hala devam ediyor mücadelemiz. Ne olursa olsun, sonuna kadar devam edeceğiz.

– Bu yılki 8 Mart, yıkımın büyük acısı karşısında isyan ve direnişle karşılandı. Siz 8 Mart’ta neler yaptınız, nasıl geçti?

– 8 Mart’ta misafirlerimiz geldi. Ankara’dan sendikamızın kadın komite başkanı Pınar Özcan plaket ve çiçeklerle bizi ziyarete geldi. Çerkezköy’den geldiler, Aksaray’dan geldiler… Birçok yerden bize destek olmak için gelenler oldu. Akşam da yürüyüş vardı, ona katıldık. Orada sesimizi duyurduk.

Biz de burada mağduruz, hakkımızı arıyoruz. Bu zamana kadar Metal-İş grubunda ağır sanayide sendikalaşma vardı ama tekstil sektöründe asla sendikalaşma yoktu. Bursa’da sadece 5 fabrika örgütlü, sendikalı. Yavaş yavaş büyüyor, o da tekstil bazında, hala devam ediyor. Bizi gördükçe onlar da mutlu oluyorlar. İlk günlerde onlara çok tuhaftı, bakış açıları çok farklıydı. Bugün bize el sallıyorlar, gözlerine daha yakın geliyor.

Burada biz 2 kadının başlattığı örgütlemeyi, “hayır” demeyi büyütmeye çalışıyoruz. Her geçen gün de büyüyecek. Asla geri dönmeyeceğiz davamızdan. Bundan sonra da elimden geldiği kadar herkesin hakkını, hukukunu öğrenmesi, anlaması, araması için uğraşacağım. Bu, kendi kendime verdiğim bir söz oldu. İnsanlar haklarını, hukuklarını bilmeden öyle çalışıyorlar ki! Baskı ve mobbingin ne olduğunu bilmiyorlar. Sadece ekmek yedikleri yere “ihanet etmemek” adı altında erkeklerle karşı karşıya geldiklerinde “sen bize bağıramazsın” demeye utanıyorlar. Çünkü bilmiyorlar. Bilmedikleri için de korkuyorlar. Her geçen gün insanları bilinçlendirmek için bunları önce bizim öğretmemiz lazım. Bu burada kalmayacak! Burada hiçbir tekstil sektöründe böyle bir şey görülmediği için insanların tuhafına gidiyor ama bizi görmedikleri zaman da gözleri arıyor. “Neredesiniz, gelmeyecek misiniz?” diye soruyorlar. Yoldan geçen bile gelip “nasıl gidiyor, daha bir sonuç elde edemediniz mi?” diyor. Biz burada dik durdukça, onlar da bizim ne yapmak istediğimizi anlamaya çalışıyorlar diye düşünüyorum. Bize destek vermek isteyen herkesi bekliyoruz.

 “Mücadelemiz devam edecek!”

– Bugün direnişin 146. günü. Direniş nasıl gidiyor?

Serkan Açıcı: Bizimle birlikte bu yola başlayan arkadaşlar bir hak gaspına uğradığında biz onları motive etmiştik, bilgilendirmiştik. Direnişimizin uzun sürmesinin en büyük sebeplerinden bir tanesi sınıf bilincinin arkadaşlarda oluşmasıydı. Bizim zaten taleplerimiz ortada, ilk günden bu ana kadar… İlk çıkan 4 arkadaş vardı, arkasından 4 arkadaş daha çıkarıldı. Bu arkadaşların anayasal hakları olan, en büyük temel hakları olan çalışma haklarını geri istiyoruz. Anayasanın 51. maddesi kapı gibi orada dururken; insanlar anayasal hakkını kullandıkları için iş akidlerinin gasp edilmemesi lazım. En ana taleplerimizden bir tanesi bu.

Evet Türkiye’de ve dünyada, işçi sınıfı ve mücadele adına bir kamuoyu yaratmıştık. Ama deprem felaketiyle, üzüntülerle, acılarla kamuoyunda biraz geriye düştü. Ancak bizim mücadelemiz ortada. Yıllar da sürse, aylar da sürse sekiz kadın arkadaşımız işbaşı yapana kadar, gasp edilen iş akidleri geri verilene kadar mücadelemiz devam edecek.

Biz direnişe 3 hafta ara verdik. Bunu matemi, acıyı yüreğimizde yaşamak için, o süreci soğutmak için yaptık. Direnişteki kadın arkadaşlarla beraber burada organizasyonlar yaptık. Belediyeler ve sendikamız aracılığıyla. Sendikamız 3 bölgede çadır kurdu, o bölgelere ulaştırmak bir yardımlaşma durumu geliştirdik. Direnişe başladığımız günden itibaren de arkadaşlar boş zaman geçirmeyelim diye el örgüleriyle deprem bölgesine maddi-manevi destek olmaya çalışıyorlar. Direniş alanında boş vakitlerini deprem bölgesine göndermek üzere örgü örerek geçiriyorlar.

– Kadınlar direnişte ve bu, geçim derdi gibi bir sıkıntı da yaratıyor. Bunu nasıl çözüyorsunuz?

– Sendika, direnişteki arkadaşlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılacak kadar bir ücret veriyor. Biz zaten bir dayanışma içerisindeyiz buradaki örgütlerle. Aynı zamanda deprem öncesi sendika bir dayanışma gecesi düzenledi, bu etkinliğin geliri direnişteki arkadaşlarımıza verildi.

Bütün işçi sınıfına şöyle sesleniyorum; Bu mücadele, şu son dönemde yok sayılan işçi kimliği için verilen bir mücadele. Sadece ekonomik değil veyahut sendikalaşmak için değil; burada işçinin gerçek kimliğini kazanma ve toplumda ve çalışma hayatında olması gerektiği yere taşımak için mücadeledeler. O yüzden bütün işçi sınıfına sesleniyorum: Özellikle bu coğrafyada kadının emeği ve bedeni üzerinde bunca sömürü varken buradaki kadın emekçilere sahip çıkmalarını, onların yanında durmalarını talep ediyoruz, istiyoruz ve arzuluyoruz.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu