Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
GüncelMakaleler

OCAK AYI | Geleceği Kazanmanın Yol Göstericileri Ölümsüzdür!

Geleceği kazanmanın yol göstericilerinden, ölümsüzlerimizden “doymak bilmeden öğrenmek, bıkıp uslanmadan öğretmek” temel parolamız olacaktır.

Proleterya partisinin yarım asırlık mücadele yılını geride bırakırken, yüzlerce yoldaşımızın kan ve can bedeli yarattığı değerlere yüzümüzü dönmenin ihtiyacını daha somut görüyoruz. İnsanlığın kurtuluş mücadelesinde ölümsüzleşen yoldaşlarımızı, yaşamımızın her anında anıp mücadelelerini her eylem ve pratiğimizde mücadelelerine bağlılığımızı tekrar tekrar ortaya koyarken Ocak ayını karşılıyoruz.

Halk ordusu komutanı Ali Haydar Yıldız, proleterya partisinin ilk kadın şehidi Meral Yakar, TKP’nin kurucusu ve önderi Mustafa Suphi’nin 15 yoldaşının, Maria Suphi’nin, Lenin, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in ölümsüzleştiği Ocak ayı, devrim ve komünizm şehitlerini andığımız, yaşam ve ideallerinden öğrenmeyi, yarattıkları değerleri büyüteceğimizin sözünü yinelediğimiz bir ay olmaktadır.

Faşist diktatörlüğün devrim ve komünizm şehitlerinin anmalarına saldırdığı, gerilla cenazelerine işkence yaptığı, devrim şehitlerinin adının anılmasına, fotoğrafının taşınmasına tahammül edemediği bu koşullarda şehitleri anmanın sorumluluğunu daha açık olarak görmeliyiz.

Bugün ölümsüzleşen her bir yoldaşımızın yaşam ve pratiklerini somut incelemeli, sınıf mücadelesinin zorunluluklarını, söz ve eylem arasındaki uyumu, yarının dünyasını bugünden inşa etme iddiamızın bizlere dayattığı bedelleri daha açık görmeli ve buna uygun sorumluklar almaya odaklanmalıyız.

Bu açıdan proleterya partisinin tarihi çekincesiz güncel tarihsel bir miras sunmaktadır. Ali Haydar Yıldız şahsında teslimiyete karşı direnişi, Meral Yakar şahsında önce yoldaşını sakınmayı, önderimiz Kaypakkaya şahsında kimliğimizi ve kolektifi göz bebeği olarak görüp savunmayı, sınıf mücadelesinin tarihsel ve güncel mirasını kuşanmayı, Cemil Oka şahsında sistemin vaat ettiği kağıttan saraylara sırtını dönüp insanlığın kurtuluş mücadelesine atılmayı, Munzur Geçgel şahsında katledilen yoldaşımız, kardeşi ve yoldaşı Ali Geçgel’in bedenini almak için yaşamını ortaya koymayı, Mehmet Demirdağ şahsında önderliği, Ayfer Celep şahsında erkek egemenliğinin her türlü yansımasına karşı kadın öncülüğünü, Sefagül Kesgin şahsında kadın önderliğini, Murat Deniz şahsında her türlü zorlu koşul-süreç içerisinde örgütlülükte ısrarı, Haydar ve Murat yoldaşlar şahsında düşman kuşatmalarının yarılması için ödenecek bedellere hazır olmayı, Özgüç Yalçın şahsında işkence altında haklılığımızı haykırmayı, Nubar Ozanyan şahsında her türlü yozlaşma ve tasfiye saldırısı altında şehitlerin yarattığı değerleri kuşanmayı, Güzel Ana ve Serdar Can şahsında bu değerleri yaşamımızın son anına kadar savunmayı, Lorenzo şahsında ayrılıklarımıza karşın insanlığın kurtuluş mücadelesinin görev ve sorumluklarını kuşanarak disiplin ve iradeyle savaşımı, Ulaş Bayraktaroğlu ve Göze Altunöz şahsında yarım asır sonra yeniden devrimci çıkışı ortaya koymayı, Sara ve Ruken şahsında liberalizmin sahte özgürlük ve eşitlik hayalleri karşısında “zoru zor söker” diyerek karanlığa ses olma iradesini kuşanmayı…

İşkencehanelerde, kuşatmalarda, pusularda, hesap sorma eylemlerinde, düşmana darbe vurulan eylemlerde, halk isyanlarında, kitle çalışmasında, savaşın ortasında, yahut savaşa hazırlık esnasında, bir devrimciyi uğurlamada, ölümsüzleşen kardeşinin bedenini adli tıptan almaya giderken alındığı işkence tezgahında katledilen, devrimci gazetecilik yaparken ölümsüzleşenler bugün faşist diktatörlüğün saldırıları sonucunda fiziken yitirdiklerimizin yaşamı ve pratiği ölümsüz bir değer sunmaktadır.

 

Eskiyi atıp yeniyi kuşanma görevi omuzlarımızdadır

Sınıf savaşımı “an”da sürmektedir. Ölümsüzlük, şehitlik bu anlamıyla bugünümüzde ve yarınımızda bir gerçeklik olarak varlığını korumaya devam etmektedir. Burada adını anamadığımız yüzlerce şehidin yarattığı değer, öğrenmeye ve öğrendiklerini uygulamaya cüret eden herkes için bir okul olmaktadır.

Yaşadığımız süreçte halk kitlelerine bir yandan iki egemen kliğin birinin ardına takılıp özgürlük eşitlik vadedilirken, halka ve devrimcilere yönelik saldırılar devam etmektedir. Halk açlık yoksulluk, geleceksizlikle kuşatılmışken özgürlükleri prangalanmakta umuda dair her şey ya bastırılmaya yahut hayallerle gölgelenmeye çalışılmaktadır.

Ölümsüzlerimiz yarının sınıfsız, sınırsız, cinsiyetsiz, dünyasını inşa etmenin yani geleceği kazanma mücadelesinin amasız ve fakatsız savunucuları, tereddütsüz inşacıları olarak geleceği kazanma mücadelesinin yolunu yaşamlarıyla ve pratikleriyle göstermektedir.

Bugün açısından bu gerçekten öğrenmek tüm halk kitlelerinin sorumluluğuyken devrimcilere ve yoldaşlarımıza düşen, öğrenirken öğretme pratiğini daha yükseğe çıkarmaktır. Bu açıdan her Ocak ayı, devrimciler açısından muazzam ilerlemelerin kapısını aralamaktadır.

Üzerimizde kirli-paslı, düne dair ne kadar küçük burjuva yaklaşım ve pratik varsa geride bırakmamız bu kapıdan geçmenin temel gerekliliğidir. Düşüncelerimizde ve pratiğimizde bizi hantallaştıran, sisteme bağlayan, kopmuş görünse dahi sistemin omuzlarımıza yüklediği gereksiz yüklerle bu kapıdan geçmemiz mümkün değildir.

Bu açıdan eskiyi atıp yeniyi kuşanma cüreti-görevi her devrimcinin omuzlarında durmaktadır.

Ocak ayı, her devrimcinin eleştiri-özeleştiri sürecini hayata geçireceği bir süreç olmalıdır. Bu açıdan şehitlerimizin bilimsel yöntemini ve adanmışlıklarını bilince çıkarmak bu sürecin temel anahtarıdır.

Öz itibariyle geleceği kazanma mücadelesinin, sınıfsız, sınırsız, cinsiyetsiz bir dünya kurmayı hedefleyen herkesin öğrenmeye-öğretmeye aday olduğu yaşam ve pratik, şehitlerin yarattığı değerlerde gizlidir.

Bu değerleri büyütmeye ve geliştirmeye aday olan herkes açısından Ocak ayı bu imkanı sunmaktadır.

Geleceğe dair cüretimizin esası; sınıf mücadelesinin tereddütsüz zaferine dayanırken bu mücadelenin teminatı tereddütsüzce mücadele eden ölümsüzlerimiz olmaktadır. Geleceği kazanmanın yol göstericilerinden, ölümsüzlerimizden “doymak bilmeden öğrenmek, bıkıp uslanmadan öğretmek” temel parolamız olacaktır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu