Güncel

DENEYİM | Enkazdan çıkan bir mektup ve dost-düşman

"Kaldırılmayan enkazların arasında, molozların parçası haline gelmiş eşyaların hikayelerini düşünmeden edemiyor insan. Bazen bir kitap, bazen bir ayakkabı teki, bazen de kolon demirlerine asılı bir kazak..."

Depremin üzerinden tam 40 gün geçti. Tam 40 gün önce milyonlarca insanın “normal”ini altüst eden, acılar ve yokluklarla geçecek günlere dehşetle uyandıran o felaket yaşandı. Bu felaketin yarattığı yıkıma yerinden şahit olmak, dayanışma çalışmalarının bir parçası olmak için gittiğimiz Hatay’a vardığımızda; karşımızda, bunca günün ardından hala enkazın kaldırılmadığı, insanların sessiz, öfkeli ve uykusuz olduğu bir şehirle karşılaştık.

Kaldırılmayan enkazların arasında, molozların parçası haline gelmiş eşyaların hikayelerini düşünmeden edemiyor insan. Bazen bir kitap, bazen bir ayakkabı teki, bazen de kolon demirlerine asılı bir kazak… Yüreğimizin kabarmadığı, bir yumruğun boğazımıza takılmadığı tek an yokken dağılmış bir aile fotoğraf albümü, o enkazın etrafında gezinmemize engel oldu.

Fotoğrafların henüz renklendirildiği dönemde çekilen düğün fotoğrafları, 90’ların çocuklarına özgü kıyafet ve oyuncaklarla ekrana gülümseyen çocuklar, aylarca biriktirilen maaşla gidilebilen deniz kenarı sahil kasabasından anılar…

Ve bir mektup…

Kim dost? Kim düşman?

Bir doğumgünü için hazırlanmış güzel bir kartın arkasına döşenmiş bu mektup, belli ki, kabul eden için anlamlı ve bir o kadar da kalıcı bir anı olmuş ki, bugüne dek gelebilmiş. Ancak enkazın bir parçasına dönmüş bu mektuptaki cümleler, sadece gönderilen (ve belki de şu anda hayatta olmayan) kişi için değil, bizim için de bulduğumuz andan itibaren derin anlamlara büründü.

Şöyle yazıyordu uzaktaki, sevdiğine: “Gerçek dostluk ve kardeşlik, dost ve kardeşlerin dünyevî durumlarının, pek parlak olmadığı günlerde dahi, onlarla münasebetini devam ettirdiği nispette belli olur.”

Evet, bu deprem de bize “gerçek dost ve kardeşlerimizin”, yani halkın gerçek dostlarının kim olduğunu bir kez daha gösterdi. Dişinden tırnağından artırıp depremzedelerle paylaşandan deprem bölgesine koşup dayanışma çalışmasına katılana dek kim dosttur, bir kez daha gördük.

Ve bir kez daha ne bu devletin ne devletin kurumlarının ne de sermayenin bu halkın dostun olmadığını, olamayacağını da gördük. Tıpkı mektubun son satırlarında dediği gibi, “Kötü günlerde ve tehlike anında dostlarının yanında bulunmayan birinin, dostlukla alakası yoktur.”

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu