Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
GüncelMakaleler

ANALİZ | İran-Azerbaycan Gerginliğinde Kafkaslar

"Azerbaycan’ın Artshakh’a yönelik işgal saldırısının Rusya’nın müdahalesiyle sona ermesinden bu yana Kafkasya’nın geleceği, Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin düzeltilmesi, bölgenin barış ve istikrara kavuşması için yapılan bütün görüşmelerin inandırıcılıktan uzak, göstermelik, sözde barış ve normalleşme adımları olduğu açığa çıkmıştır."

Rusya ile Ukrayna arasında sekiz aydır, Ermenistan ile Azerbaycan arasında 30 yıldan bu yana süren Dağlık Karabağ’ın (Artsakh) özgürce ayrılma hakkı mücadelesi henüz devam ederken, dünyanın içinde bulunduğu siyasi kriz ile başlayan ve insanın en doğal ihtiyacı olan enerji ile gıdaya erişimi sorunu bütün ülkelerde büyüyerek devam etmektedir. Bütün bu sorunların arasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İ.Aliyev’in Artsakh’ın işgal edilmesinin ikinci yıldönümünde yaptığı tehdit dolu konuşmasının yanı sıra İran’ı hedef alması, zaten gergin olan İran-Azerbaycan ilişkilerini daha da kötü hale getirmiştir.

Azerbaycan’ın Artshakh’a yönelik işgal saldırısının Rusya’nın müdahalesiyle sona ermesinden bu yana Kafkasya’nın geleceği, Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin düzeltilmesi, bölgenin barış ve istikrara kavuşması için yapılan bütün görüşmelerin inandırıcılıktan uzak, göstermelik, sözde barış ve normalleşme adımları olduğu açığa çıkmıştır. Bunun sorumlusu Azerbaycan ile arkasında savaşı körükleyen Türkiye devletinin kendisi olmuştur. Bu gelişmeler yaşanırken TBMM’de, HDP’nin dışında bütün partilerin onay verdiği ve Resmi Gazete’de yayınlanan “Azerbaycan’a asker gönderilmesi” kararı hiç şaşırtıcı olmamıştır.

Kırk dört günlük savaştan sonra N.Paşinyan’ın imzalamış olduğu “Felaket Anlaşması” ile başlayan kapitülasyonların yankıları halen sürerken “Her şeyden sizi haberdar edeceğim” diyerek iktidara gelen N.Paşinyan’ın iki yıl önce halktan ve parlamentodan gizleyerek imzaladığı anlaşma halen gizemini korumaktadır.

Sınır ihlalleri ve toprak kayıpları ile eli zayıf düşen N.Paşinyan, bu koşullarda Artsakh’ın geleceği konusunda acele bir anlaşmaya zorlanıyor. Normalleşmeden anlaşılması istenen Artsakh’ın teslim edilmesidir. Artsakh halkı ise yeni bir arayış içerisinde, umudunu kaybetmemiş ve özgürce ayrılma hakkını kullanmak için kitlesel bir gösteri düzenledi. Bu durum İ.Aliyev’i rahatsız ediyor.

30 Ekim’de Ermenistan-Rusya-Azerbaycan arasında Soçi’de yapılan görüşmelerde “tarafların kuvvet kullanmaktan kaçınılması” kararı alınırken sanki savaş kararı alınmışçasına Azerbaycan daha ilk günden bu kararı ihlal etmektedir. Marduni-Cermuk-Geğarhunik şehirlerine taciz atışlarını yapılmadığı gün yoktur. Şimdiden askeri geçiş yolları düzeltilerek tamir edilmekte, garnizonlar, nöbetçi kulübeleri inşası hızla sürdürülmektedir. Artsakh insan hakları savunucuları 200 yerleşim yeri işgal edilirken, tarihi-kültürel-sosyal dokusuyla dolu Şuşi-Hadrut şehirlerinin harabeye çevrildiğini, Ermenilere ait kültürel mirasın yok edildiğini raporlamaktadırlar. Yine bütün bu eylemleri yerinde inceleyen AB gözlemcileri, “Azerbaycan Ermeni topraklarına saldırdığı”nı ve “işgal edilmiş topraklar” olduğunu raporlamaktadır.

Ermenistan tarafının “yakında normalleşme sürecinde olumlu sonuçlar umuyoruz”, “sınırlar yakında açılabilir” açıklamalarının aksine R.T.Erdoğan’ın Türk Devletleri Teşkilatı 9. Zirvesi’ne katılmak üzere iken yaptığı açıklama gerçeğin hiç de öyle olmadığını göstermektedir.

R.T.Erdoğan; “Normalleşme süreci Ermenistan ile Azerbaycan ilişkilerine bağlı… barış görüşmelerine bağlı… o zaman bizim de ilişkilerimiz olumlu istikamette yükselecektir” demektedir. “Önkoşul yok” denilmesine rağmen R.T.Erdoğan, Türkiye-Nahıçevan-Azerbaycan’ı birbirine bağlayan Zangezur koridorunun “Ermenistan hakimiyetinden çıkarak Türkiye-Azerbaycan kontrolünde olmasını” şart koşmaktadır. Bu ise açıktır ki başta Ermenistan olmak üzere kabul edilebilecek bir şart değildir.

İran: “Sınır değişikliğini kabul etmiyoruz!”

Ermenistan halkı adına görüşmelerde bulunan N.Paşinyan, Azerbaycan ile sorunların çözümünde, “Türkiye ile normalleşmenin yolu Azerbaycan ile ilişkilerin düzeltilmesinden geçer” demektedir. Oysa Azerbaycan ile Türkiye “iki devlet, bir millet” şeklinde kendilerini ifade ederlerken, diplomasi trafiğinde sıkça dile getirdikleri “barış-normalleşme” yalanlarını aksine pratikte her geçen gün ve saat silahlanarak yeni bir işgal saldırısının hazırlıkları içerisindedirler. Türk ve Azerbaycan devlet anlayışı “fırsat bu fırsattır” diyerek yeni bir “Teslimiyet Anlaşması” imzalatmak gayreti içerisindedirler.

Nitekim 8 Kasım 2022’de Aliyev’in “Karabağ Zaferi”nin ikinci yıldönümünde yaptığı konuşma barış değil savaş ilanı konuşmasıdır. Aliyev; “II. Karabağ savaşında derslerini unutmamalıdır… 13-14 Eylül olayları Ermenistan’a ders olmalıdır… Karabağ bizim toprağımızdır…Ermenistan’da intikamcı güçler ortaya çıkmaya başladı… Ermenistan 10 Kasım bildirisine tam uymuyor… Zangezur koridirunu bize sunmalı… Ordumuz kahramanlık gösterdi… Bunu herkes biliyor…” diyerek tehditlerine ve savaş çığırtkanlığına devam etmektedir.

Diğer yandan Aliyev “sınırımızda Ermenistan’a destek için askeri eğitim yapanlar da bilsin…bizi kimse korkutamaz…” diyerek İran’ı tehdit etmektedir. Bu ifadeler önümüzdeki süreçte bölgede yaşanacak olası gelişmelere dair uyarı niteliğindedir. Bu konuşmayı ilk tebrik eden ülkelerin başında İsrail’in olması da tesadüfi değildir.

ABD emperyalizminin İran’a yönelik politikası biliniyor. Bölgede ABD başta olmak üzere batılı emperyalistlerin İran’a yönelik politikaları doğrultusunda kendini konumlandıran iki devlet Azerbaycan ile Türkiye’dir. NATO-ABD-İsrail, Azerbaycan ve Türkiye üzerinden İran’ı kuşatma, ticaret ve ekonomi yollarının kapatılması, iktidarın alaşağı edilerek yönetiminin değiştirilmesini hedeflemektedir.

Bu hedef doğrultusunda Türkiye ve Azerbaycan’ın Zangezur Koridoru konusunda bu kadar ısrar ve aceleci olmalarını nedeni sadece yüzyıllık Turan hayali değildir. Güncel olarak da İran ve Ermenistan’ın sınır komşuluğu ortadan kaldırılmak istenmektedir. İran ile Ermenistan arasına duvar örmektir. Bu politikayla Ermenistan’ın ilhakı gerçekleştirilmekle kalmayacak aynı zamanda İran’ın dış dünyadan izole edip yok etme planının bir parçası hayata geçirilmiş olacaktır. Tam da bu nedenle İran molla rejimi resmi açıklama yaparak “Ermenistan haritasında bir değişim olması halinde müdahalede bulunacağız” tehdidinde bulunma ihtiyacı hissetmiştir.

Bölgede kartlar yeniden karılıyor

İran gericiliği kendisine yönelen batı emperyalizmi destekli Azerbaycan ve Türk politikasının farkındadır. Nitekim 15 Haziran 2021’de Şuşa’da Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan askeri ittifak anlaşmasıyla açıklanan “Şuşa Beyannamesi”nde Azerbaycan açıkça; “Ey mollalar artık 90’larda değiliz… şu iki gerçeği belirtmekte yarar var… bugün İsrail bizim yakın dostumuz ve stratejik ortağımızdır…Türkiye ise gardaşımızdır… İran’ın dünyada gardaş olarak bildiği tek bir ülke bile yok…” ifadelerini kullanmıştır. Aynı şekilde R.T.Erdoğan da Şuşa Beyannamesi imza töreninde, “Azeri ve İran topraklarının yeniden birleştirilmesi için” okuduğu şiirde, İran’ın toprak bütünlüğünü kastederek, ABD-İsrail politikalarına hizmet eden kişi olduğunu bütün dünyaya göstermiştir.

Bakü ile Tahran arasında Zangezur Koridoru gerginliği halen devam etmektedir. İran molla rejimi, Türkiye-Nahıçevan-Azerbaycan üzerinden direk Türk Cumhuriyetlerine ulaşmanın İran’nın ekonomik ve siyasi çıkarlarına ters düştüğünü belirtmiştir. Buna paralel Nahıçevan’da yaşayan halkın yoksulluk, yolsuzluk, kötü ekonomik koşullardan dolayı yoğun bir şekilde “Nahıçevan’dan İran’a katılma çağrıları” yapması dikkat çekicidir. Bu durum bölgede tarafların kendi gerici çıkarları doğrultusunda bölgedeki çelişkileri alabildiğine kullandıkları anlamına gelmektedir. Nitekim Nahıçevan’dan İran’a katılma çağrılarını yükselmesi Azerbaycan’ı rahatsız etmiş durumdadır.

İran’da ise Şiraz Camisi’ne yapılan saldırıda arkasında IŞİD-Azeri bağlantıları tespit edilirken, Azerbaycan’da bütün medya İran aleyhine yazılar yazılıp kampanya yürütmeye başlanmıştır. İran Azerbaycan’ın İran Büyükelçisini dışişlerine çağırarak “Bu sorunun bir an önce durdurulması ve bir daha yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını bekliyoruz” uyarısında bulunmuştur. Kuşkusuz bu adım diplomatik bir dilde özelde Azerbaycan’dan genelde ise İran’ı çevreleme siyasetinden duyulan rahatsızlığın dile getirilmesidir. Bütün bu gelişmeler bölgede çelişkileri keskinleştirecek ve yeni çatışmalara yol açabilecek potansiyeli içinde barındırmaktadır.

23 Kasım 2022’de Ermenistan’da toplanacak olan KGAÖ (Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) Rusya-Kazakistan-Kırgızistan-Tacikistan-Belarus ve Ermenistan liderlerinin katılımı ile toplanacak. Rusya Federasyonu Başkanı V.Putin de katılacağı bu toplantıdan çıkacak sonuçlar önümüzdeki süreçte bölgede yaşanacak gelişmelere dair belli bir ipucu sunabilir.

Ne var ki KGAÖ’nün denetiminin Rusya emperyalizminde olduğu unutulmamalıdır. Daha doğru bir ifade ile bu örgüt Rusya’nın bölgede çıkarlarını korumak ve kollamak üzerine kurulmuştur. Nitekim bir askeri pakt olan bu örgüt, bugüne kadar örneğin Ermenistan topraklarına yapılan saldırılara ve halen bugün işgal altında toprakları olmasına rağmen herhangi bir önlem almamıştır. Veya diplomatik kanallardan “derhal çekilmesi” için ihtarda bulunmamıştır. Azerbaycan askeri güçlerinin Rus “Barış Güçleri”nin gözleri önünden geçip Ermenistan topraklarının işgal etmesi, Rusya’nın onayı olmadan imkansızdır.

Rusya’nın çıkarları için Ermenistan’ı karanlık bir çıkmaza sürükleyen Putin, Türkiye ile “normalleşme”, Azerbaycan ile “barış” görüşmelerinin planlayıcısıdır. Uluslararası alanda yalancı, teşhir ve tecrit olmuş, savaş suçları dosyası kabarık, insanlığa karşı işlenen suçları ile tanınan R.T.Erdoğan’la dünya liderlerinin görüşmekten kaçındığı bir ortamda, N.Paşinyan’ın R.T.Erdoğan ile övünerek görüşmesi ve  “kanlı elini”  tutması Ermenistan ile diasporada tepki ile karşılanmıştır. Yapılan anlaşmaların gereklerini yerine getirmeyen, aksine silahlanarak, terör örgütlerine destek vererek Kafkaslar’ı, Ortadoğu’yu, Libya’yı kan gölüne çeviren Türkiye ile Mısır ilişkileri ortadadır.

Bölge özellikle batılı emperyalistlerin İran’ı çevreleme siyaseti çerçevesinde yeni gelişmelere gebedir. Rusya’nın batılı emperyalistlerin bu politikasına karşı nasıl bir hamle içinde olacağını zaman gösterecektir. Şimdiki durumda çelişkiler Zangezur Koridoru üzerinden şekillenmektedir.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu